sancı

Yanmadan, yıkılmadan yaşamaya çalışıyoruz bu hayatı .Halbuki ne kadar çok yara alırsa insan, o kadar sıkı tutunuyor arzularına.Yaptığımız hatalar, duyduğumuz pişmanlıklar her güne bir neden veriyor.Bir merdiven var önümüzde, ansızın düşüp yaralanabileceğimiz yahut birkaç basamak birden yükselebileceğimiz…Kimi zaman kendimiz olduğumuz bir merdiven bu.İnsan olmanın ağırlığını yükleniyoruz her basamakta ve piyon olmak yetmiyor hiçbirimize…İnsanca bir sancı bu.

18.05.2019

İnsanları alışkanlık edinme huyumuz vardı bizim…

Gün içerisinde yanında olanlara günaydın demekten bile alıkoyan bir alışkanlıktı bu.

En kötüsüydü ve en kaçınılmazıydı bu beraber yaşamanın…

fanatizm

İnsan dediğin doğduğu andan itibaren ister istemez bir şeylerin fanatiği olur.Mesela seni doğuran, doyuran, büyüten annen ilkindir.Fanatizmin ilk bağı böyle başlar.Aidiyet hissettiğin ne varsa duygularının ve düşüncelerinin senin üzerinde etkisi keskinleşir.Fanatizmden teorik anlamından biraz daha uzak, biraz daha içsel bir kavram olarak bahsediyorum.Benim dilimde fanatizm; yollarını şekillendiren, kaçırdığın sapakları tekrar sana döndüren bir kavrayıştır ve şiddetle bağlı olduğun her şeyin, dizdiğin bütün tabuları nasıl yıktığından habersiz yaşadığın bir tutkudur.

Büyüdükçe ve sosyalleştikçe tutkuyla bağlandığımız şeyler artar ve sürekli değişiklik gösterir.Kimi zaman bağlandığımız şey bir takım, bir şair, bir şehirdir; kimi zaman bir meslek, bir siyasi parti..Hayatımda en çok yer kaplayan anılarım fanatikliklerim üzerine ama en çok hatayı da bu yönüm yaptırdı bana.Fanatizme her tutulduğumda beni içine alan bir ateş sarar zihnimi ve daha çok öğrenmek ve daha çok savunmak için kendimi bir tutku ummanına atarım.Çünkü bilmek kadar benim düşündüğüm ve savunduğum olgunun herkesçe görülmesini ve en iyisi olmasını isterim.Aslında bu cümleyi isterdim diye bitirmeliyim.Çünkü bir zamanlar böyle düşünürken şimdi yirmi iki yaşımda beni saran ateşin aslında zihnimde prangalar oluşturduğunu fark ettim.Neyin fanatiği olduysam birikimimdeki doğrularımı eksiltti.Karşımda apaçık duran doğruları görememeye başladım ve kendimi sürekli devinim içinde olduğum gençlik acemiliğinden kurtaramadım.Hala değişiyorum, bu yüzden kendime sabit ve altı boş fanatikliklerden ziyade beni her zaman bir adım ileriye götürecek sağlam ve bana ait fanatikliklerimin olmasına karar verdim.Elbette sadece olumsuz anılarım olmadı, bunların yanı sıra cesaretim, heyecanım, ruhum kendince doruklara ulaştılar.Asla yapmam dediğim birçok şey yaptım.Başaracağımı hayal dahi edemediğim birçok şey başardım, öyle güzel ortamlarda öyle güzel insanlarla birlikteydim ki geriye dönüp baktığımda şu anki beni ben yapan fanatik hatalarıma teşekkür ediyorum.

İnsan kendini keşfettikçe yaşamanın anlamına varıyor, hala kendimi keşfetmeye, kuytularıma inmeye devam ediyorum.Biliyorum ki hayatımın her anında bir şeylerin fanatiği olacağım.Çünkü yaşamaya değer buluyorum bütün bu hengameyi…Korku besleyen gelecek safsatalarına karşı her zaman bir beyaz kağıt gibi açık tutacağım hayatımı, bunca yıldır büyütüp yetiştirdiğim bu Arzu’nun fanatiği olacağım.

Kuytulara giriş

Haziran on altı..Finallerim yıpratmış, aylarca beynim nöronlarından sıkılmış ve boş ama felsefik düşünmeyi özlediğim vakitlerdeyim.Kısa ama ruhu yavaş akan bir yolculuktan sonra yazmak ihtiyacım kendini hatırlattı.Günlük tutmakla törpülenmeyecek bir ses blog açma düşüncemi tetikledi.Yıllar sonra kendime gülümsetecek anılar ve yazılar bırakmak ümidiyle Arzu’nun kuytularına giriş yapıyoruz, sıkı ve balık burçlu cümleler için başlıyoruz…